Türkiye’de İnşaat Mühendisliği Eğitiminin Durumu

Türkiye’de İnşaat Mühendisliği Eğitiminin Durumu

Türkiye’deki mevcut üniversite sayısı ile beraber mezun sayısı da düşünüldüğünde; eğitim düzeyinin, Bilgi Kütlesi ve ABET kriterlerine uygunluğu, Türkiye için irdelenmesi gereken bir konudur;

  1. Matematik, temel bilimler ve mühendislik bilgilerini uygulama yeteneği, Mühendislik Fakülteleri’ ndeki teorik öğretiler, pratik uygulamalara oranla daha fazla kredilendirilmektedir. Pratik uygulama çoğu üniversitede yok denecek kazar azdır. Yanlış bir kanı olarak; pratik uygulamalar sadece “staj yapma” olarak algılanmaktadır.
  2. Deney tasarımı, deney yapma, veri analizi ve veri yorumlama yeteneği; Birçok üniversitenin İnşaat Laboratuvarı teknik ekipman olarak yetersiz durumdadır. Ayrıca Laboratuvar dersleri, kredi olarak yetersiz düzeyde verilmektedir. Deneyler, sıklıkla öğretim görevlileri tarafından yapılmaktadır. Dolayısıyla öğrencilerin deney yapma konusunda da pratikleri gelişmemiş durumdadır.
  3. İstenen özelliklere sahip bir sistemi, bileşenlerini veya çözüm yöntemlerini tasarlama yeteneği; eğitim sistemi büyük oranda “ezberci” olduğu için, farklı bileşenleri özgün pratiklerle birleştirme durumu genelde zayıftır.
  4. Disiplinler arası bir grup içinde çalışabilme yeteneği; eğitimler tek eksenli ve tek branş üzerine kurulu olduğu için, farklı disiplinlerle öğrenme/çalışma disiplini gelişmemiştir. Ödev, proje çalışmaları da bu minvalde; grup çalışmasından uzaktır.
  5. Mühendislik problemlerini tanımlama, modelleme, çözme yeteneği; Problemler, analitik çö-zümden ziyade ezberleme yoluyla kavranmaya çalışılmakta, bu yolla mühendisin tanımlama, modelleme ve çözme yeteneği körelmektedir.
  6. Profesyonel ve etik sorumlulukların farkında olma; ekonomik dar boğaz ve işsizliğin artması,yeni istihdamların büyümesine engel olmuş, mühendisler görece düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalmışlardır. Böylesi bir durum; etik problemlerle birlikte, profesyonelliği öldürmüştür.
  7. Etkin bir biçimde iletişim kurabilme yeteneği; Bilgi Kütlesi kavramında 16. Sırayı teşkil eden“İletişim” konusu belki de mühendislik programlarının en eksik olduğu konudur. “Çok iyi teknik bilgisi olan, iletişimi orta düzey olan bir İnşaat Mühendisi mi?” yoksa “İletişimi çok iyi olan, teknik bilgisi orta düzeyde olan bir İnşaat Mühendisi mi?” Bu sorunun cevabı çok manidardır. Büyük İnşaat firmalarının ikinci soruyla ilgilendiği de bir gerçektir. Hele ki, iletişimde en az bir yabancı dil bilme gerekliliğini de bütün bunlara eklersek.
  8. Mühendislik çözümlerinin evrensel ve toplumsal bağlamda etkisini kavrayabilecek geniş ba-kış açısı oluşturabilme; alanında yetkin sayılabilen yüksek lisans ve doktoralı mühendislerin, evrensel düzeyde patent oluşturacak buluşlarının olmayışı, bu konudaki ufuk ve vizyonun hangi mertebede olduğunu göstermektedir. Tezler, kütüphanelerdeki tozlu raflarda durmakta, sanayi, teknoloji, yönetim organizasyonları ile entegrasyonun eksikliği, konunun vehametini açıkça göstermektedir.
  9. Gereksinimleri tanımlama, yaşam boyu öğrenmeye çalışma yeteneği; dört yıllık mühendislikeğitimi sonucu “Mühendislik Diploması” hak eden bir mühendis, bugün birçok mühendislik projesine imza atabilmektedir. Bu durum; yaşam boyu öğrenmeyi baltalamaktadır.
  10. Yürürlükte olan yönetmelikler ile ilgili bilgi sahibi olma; yönetmelikler üniversitelerde yeterince ele alınmamaktadır. Bunda pratik uygulamaların eksikliğiyle beraber, uzmanlığa yönelik bir yönelimin olmayışı da etkilidir. İnşaat Mühendisleri mezun olduklarında, herhangi bir konuda uzman olmadıkları için o konuyla ilgili yönetmelikleri de tam anlamıyla bilmemektedirler. Ayrıca, bugün mühendislik mesleği halen 1938 yılından kalma 3458 sayılı “Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanuna dayanılarak düzenlenmiştir. Mesleki faaliyetin yürütülmesinde diploma almış olmayı yeterli bulan bu kanun, çağın ihtiyaçlarına aykırı bir anlayışa işaret etmektedir.
  11. Mühendislik uygulamaları için gerekli modern mühendislik araçlarını, becerilerini ve tekniğini kullanma yeteneği; bilgi teknolojilerindeki büyük değişiklikler, ihtiyaçları daha hızlı belirleyip, aynı oranda çözümlemeyi gerektirmektedir. İngiltere’de bulunan İnşaat Endüstrisi Bilişim Derneği (CICA) inşaat sektörüne hizmet eden 1650’den fazla bilgisayar yazılımı olduğundan bahsetmiştir. Oysa, Ülkemiz İnşaat Mühendisliği eğitimlerinde öğretilen bilgisayar yazılımı sayısı, bir elin parmaklarını geçmemektedir.

Sonuçlar

Birçok mühendislik biliminde olduğu gibi, dış etkenler (küreselleşme, nüfus artışı, küresel ısınma v.b), teknolojik gelişmeler (yeni hesaplama teknik ve algoritmalar, robot bilimi, zeki sistemler v.b.) ve yeni yaklaşımlar (yaşamda daha çeşitli görevler, ileri erdem düşünceleri ve mesleki etik v.b.) İnşaat Mühendisliği’ nin vizyonunu etkilemiştir. Enerji kaynaklarının hızlı bir şekilde tükenmesi ve artan nüfus özellikle dönüştürülebilirlik ve yeni enerji kaynaklarının belirlenmesinde sürdürülebilir projeleri gerektirmektedir. Disiplinler arası çalışmaların önemi her geçen gün artmakta, uzmanlık, profesyonellik ve mesleki etik gibi konular 21. yy.’ ın mühendislik argümanları olarak gün geçtikçe belirginleşmektedir. Türkiye’ nin bu argümanlara yabancı kalmaması için mühendislik eğitiminde temel kazanımların gözden geçirilip çağa uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Özellikle ABET kriterlerine uygunluk bu açıdan önem taşımaktadır. Bireyin, İnşaat Mühendisliği mesleğinde teknik ve mesleki kazanımlarını içselleştirebilmesi için ise, Meslek Odaları’nın yaşam boyu öğrenme felsefesine uygun temayülleri yürütme zorunluluğu vardır.Zaman, talepleri değiştirdiği kadar bilimi de değiştirmektedir. İnşaat Mühendisliği mesleği, sektörün ekonomideki görece büyük hacmi, maliyet-fayda ve arz-talep dengeleri düşünüldüğünde bu değişimden büyük oranda etkilenecektir.Programlanabilir bir dünyada bile gelecek; her zaman sürprizlere açık olacaktır. Yapay zeka, Siberuzay, Uzaykentler düşünüldüğünde değişim; 1997 yapımı Men In Black filminde Tommy Lee Jones tarafından şu şekilde özetlenmektedir; “ Bin yıl öncesine kadar, herkes dünyayı uzayın merkezi olarak biliyordu. Beş yüz yıl önce ise dünya düz olarak biliniyordu. Ve sen, dün bu gezegende yalnız olduğumuzu biliyordun. Yarın için ne bileceğini hayal et.!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir